eskisehirsaglikcalisanlaridern@gmail.com

SAĞLIKLI BESLENME – HAZIRLAYAN: DYT ERHAN ARISOY

SAĞLIKLI BESLENME
Yazıma tüm ESÇAD ailesine merhaba diyerek başlamak istiyorum. Bana bu imkanı sağladıkları için ESÇAD yönetimine teşekkür ediyorum. Tamamı sağlık çalışanlarından oluşan bir aileye beslenme ile ilgili bilgiler içeren bir yazı yazmak aslında zor. Günümüzde herkesin bu konu ile ilgili mutlaka bir fikri var ve gerek yazılı ve görsel basında gerekse de sosyal medyada doğru veya yanlış bir çok bilgi dolaşmakta. Bu ilk yazımda sizlere genel olarak sağlıklı beslenme hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. İmkan olur yazıların devamı gelirse ilerde daha spesifik konulardan bahsederiz.
Sağlıklı beslenmek demek bize kötü diye sunulan yiyecekleri hayatımızdan tamamen dışlamak, “bak şu şuna çok faydalı” denilen yiyeceklerle soframızı doldurmak değildir. Konunun temelinde, beslenmenin sağlıkla doğrudan ilişkisi olduğu kadar mutlulukla da bir ilişkisi vardır. İşin özü aslında herhangi bir hastalık söz konusu değil ise her şeyi kararında tüketmektir. Sağlıklı beslenerek hem vücudumuzun gereksinimlerini yeterince temin edebilir, gün boyu enerjik ve aktif olabilir hem de sağlığımıza katkı sağlayacak besinleri tercih ederek; kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kanser ve diyabet gibi hastalıkların oluşum riskini arttıracak besinlerden kaçınıp aynı zamanda da mutlu olabiliriz. Bunun için sağlıklı beslenme yöntemlerini öğrenerek hayatımıza diyet şeklinde değil yaşam tarzı şeklinde entegre etmemiz en doğrusu olacaktır.
Peki nasıl sağlıklı beslenebiliriz ? Bunları sırayla ele almak gerekirse;
Öncelikle gün içinde aldığımız enerjinin çok veya az değil yeterli olması gerekmektedir. Bu aldığımız enerji ile harcadığımız enerjinin dengeli olması demektir. Fazla alınan enerji vücut yağ kitlesini artıracak ve kilo alınmasına sebep olacak, az alınan enerji ise gün içinde halsizlik, bitkinlik, odaklanmada sorun ve verimlilikte düşüşe sebep olacaktır. Enerji ihtiyacı bireyin yaş, cinsiyet, boy, ağırlık, yaptığı iş, fiziksel aktivitesine göre değişiklik gösterir.
Sağlıklı beslenmede bir başka konu da çeşitliliktir. Her öğünde bütün besin gruplarından tüketmeye özen göstermek özellikle sebze, meyve, süt yoğurt ve tam tahıl tüketmeye çalışmak uygun olacaktır. Şunu bunu yemek çok faydalıymış diyerek tek bir ürüne yönelmek, ekmeği tamamen kesmek, sadece sebze meyve tüketmek akıllıca bir seçim değildir.
Posa tüketimine dikkat etmek gerekir. Sebze, meyve, tam tahıl, kurubaklagil gibi posa içeriği yüksek besinler tüketmek sindirim sistemimiz üzerinde çok olumlu etkiler gösterecek ve bağırsak faaliyetlerini düzene sokacaktır. Ayrıca bu besinler vitamin ve mineral açısından da zengin yiyecekler olup günlük gereksinimimizi karşılamakta oldukça önemli rol oynarlar.
Sıvı tüketimine dikkat etmek sağlıklı beslenmenin olmazsa olmazlarındandır. Günlük minimum 2 litre sadece su tüketmek metabolik reaksiyonlar sonucu oluşan atıkların vücuttan atılmasını sağlayacaktır. Aslında tüketilmesi gereken su miktarı kişiden kişiye değişir ama bunu takip etmenin en kolay yolu idrarınızı gözlemlemektir. Eğer koyu renkli ve kokulu idrar yapıyorsanız yeterince su tüketmiyorsunuz demektir. İdrarın berrak ve kokusunun ağır olmaması gerekmektedir.
Her şeyin azı karar çoğu zarar ilkesi aslında sağlıklı beslenme için gayet uygun bir söz denilebilir. Bu yüzden porsiyon miktarlarımızı iyi ayarlamamız gerekiyor. Kocaman tabakların içinde uygun porsiyondaki bir yiyecek elbette az görünecektir. Küçük tabaklar kullanmaya başlamak bu konuda iyi bir başlangıç olabilir. Ana öğünlere çorba ve salata ile başlamak daha ağır olan ana yemekte aşırıya kaçmanızı engelleyebilir.
Rafine ürünleri mümkün olduğu kadar soframızdan uzaklaştırmamız gerekiyor. Özellikle rafine şeker ve şekerli yiyecekler, yerine bal, pekmez gibi doğal ürünlerle yapılmış tatlılar tercih edilebilir. Aynı şekilde rafine undan yapılmış ekmekler yerine tam tahıl unundan yapılmış ekmek, hamur işleri sofralarda yerini almalıdır. Tuz tüketimi de azaltılmalıdır.
Yediklerimizi yeterince çiğnememiz sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biridir. Unutmayalım ki sindirim ağızda başlar. Her lokmayı ne kadar çok çiğnersek sindirim sisteminin geri kalan üyelerinin işini o kadar kolaylaştırırız. Ayrıca yediğimiz yiyeceğin tadına varmak ve yemeği bir şölene çevirmek ağır ağır yemek ve çok çiğnemekle mümkün olur.
Yemeğe günün erken saatlerinde başlamak ve gün boyu az ve sık olarak beslenmek, enerji ihtiyacının günün her saatine dengeli şekilde karşılanmasını sağlayacaktır. Cemal Süreyya’nın dediği gibi ” kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı” . İyi bir kahvaltı günün geri kalanının zinde ve enerjik geçmesi için doğru bir başlangıçtır.
Yemek yemek amaçta değildir, araçta. Ne yemek için yaşamalı ne de yaşamak için yemeli. Yemek yemek insanın hayatında sağlığa, mutluluğa, sosyalleşmeye ve hayatın renklerini içselleştirmeye dair önemli bir unsurdur. Stresten uzak, günün hengamesinin sofraya taşınmadığı, güzel bir müzik eşliğinde ya da dostlarla sıcak bir muhabbetle yenilen yemek hem sağlık hem mutluluktur.
Sağlıklı beslenme için daha sayfalarca yazı yazabilirim ama kim yayınlar ya da kim okur onu bilemem. O yüzden şimdilik burada bırakmak daha doğru olur sanırım.
Bir daha ki yazımda son yılların en popüler konusu MİKROBİYATA ile ilgili bilgi vermeyi istiyorum. Bağırsak sağlığı nasıl korunur, prebiyotik, probiyotik nedir, en doğal şekilde bunları nasıl sağlarız bunları yazmaya çalışacağım.
Sevgilerimle
Dyt. Erhan ARISOY
Yunus Emre Devlet Hastanesi baş diyetisyeni.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: